16 Aralık 2013 Pazartesi

Parmağında Pırlanta Bir Yüzükle Uyanmak.....

     Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı....
     Diye bir heyecanı hak ediyor bu yazım.
     İnsanın heyecandan titremesi nasıl bir şeydir hiç bilmezdim ama artık öğrendim ki baya etkili bir şeymiş. Rüya gibi bir gün geçirmem de öncelikle güzel bir kahvaltı ardından bir film; ki o film de kahkahalara sebep...
     Bütün bu eğlencenin ardından sevgilimin müthiş zevkini yansıtan Bursa'nın en şık restoranlarından biri olan http://baobrestaurant.com/
mükemmel lezzetli bir yemek, sonrasında arkamdan iş çevirmiş olan sevgilimle anlaşan bütün personelin hatta müzisyenin hep birlikte ayarladıkları harika sürpriz pastalar, şarkılar, danslar; ve  http://www.zenpirlanta.com/site/index.php yüzüğüyle gelen evlenme teklifi

Zaten bir yüzük de ancak bu kadar zarif olabilirdi..... Zen pırlantadaki ustaların ellerine sağlık.... Biliyorum ki elleriyle saatlerce işlediler bu yüzüğümü, onlara minnetlerimi sunmalıyım..... Zen pırlantanın hediyesi pırlantalı saat kolyesini de unutmamalıyım.
Zuhal Olcay-Pervane şarkısını dinleten müzisyene saygılarımı ve alkışlarımı sunmayı bir borç bilirim çünkü heyecandan yeterince alkışlayamadım sanırım.
Teşekkürlerimi sunmaya başlamışken BAOB Restaurantta çalışan bütün personeli unutmamalıyım. Kapıdan girdiğimiz andan itibaren başlayan karşılama herkesin 'Pervane' oluşu kesinlikle takdire şayandı. Bir de piyanosuyla ve sesiyle bize
Ve en büyük teşekkürü Sevgilime sunarım; benimle ömür geçirmeyi istediği için.....

5 Aralık 2013 Perşembe

UNESCO'dan Türk kahvesine büyük onur

     Bugün ntvmsnbc.com' da okuduğum haberle bir mutluluk belirdi içimde inceden. Türk kahvesi aşığı olarak bu haberi duymak çok sevidirdi beni, kahvesi gerçekten Türkiye'de yetişmiyor olsa da yapılış aşamalarından dolayı Türklere özgü olması onu bizim yapmaya yetiyor.
     Sonunda Türkiye'nin miraslarının giderek önem kazanmaya başladığını görmek gerçekten çok sevindirici. UNESCO'ya miraslara verdiği değerden teşekürlerimi sunmayı bir borç bilirim. 'Türk Kahvesi' iyi var!

 EHH AFİYET OLSUN !!!!

http://www.ntvmsnbc.com/id/25483943/

4 Aralık 2013 Çarşamba

Türk Hava Yolları | Dünya Daha Büyük. Keşfet.

VODAFONE VE THY REKLAMLARININ ORTAK YANI

     Geçen haftalarda karşılaştığım bir ayrıntıyı paylaşmak isterim. Reklamcılık sektörüne hep gıptayla bakmış, reklam yazarlarının, reklam fikirlerini ortaya atan yaratıcı ekibin çalışmalarına hep hayran olmuşumdur. Çünkü reklam yaratıcılık gerektiren bir meslek ve gıpta etmeme en büyük sebep. 
     Tv izlerken hep reklamları geçtiğimizi, reklamlar başladığında kanalı değiştirdiğimiz reklamcıların canını yakmış olacak ki artık yeni bir moda başladı, ilk  kez 
Vodafone reklamında karşılaştığım bu moda akşam saat 9'da TV izleme oranlarının en yüksek olduğu saatte neredeyse bütün kanallarda aynı anda aynı reklam başlıyor nereyi değiştirirseniz değiştirin hep aynı reklamla karşılaşıyorsunuz. Bu bir reklamcı, ya da reklamı yaptıran firma açısından müthiş bir fikir ve kitlelere ulaşma fikri olsa da bir izleyici açısından değerlendirmek gerekirse sanki mecbur izlemek zorundaymışsınız hissi yaratıyor elbette izlemek istemeyen kapatır TV'yi ama yine de izleyiciyi ellerine almış da onu sınırlandırıyorlarmış gibi düşünmeme engel olamadı.



     Dün de aynı uygulamayla THY reklamını görme fırsatım oldu sanırım büyük şirketler bunu önümüzde günlerde daha fazla yapmaya devam edecekler.
     Ama reklamların kalitelerine de diyecek lafım yok her iki şirketi ve reklamcılarını tebrik etmek isterim.
     

7 Kasım 2013 Perşembe

Nişan veya Düğünü Bedavaya Getirmek İçin Yapılması Gerekenler

    Son günlerde haberlerde özellikle magazin haberlerinde sıkça duymaya başladığımız bir durum oldu nişanı veya düğünü bedavaya getirmek. İlk olarak Buse Terim'in nişanında duyduk, sponsor olan şirketler kullanılan malzemenin fotoğrafının yayınlanması ve ek olarak verilen hizmetin 'övülmesi' karşılığında ücretsiz organizasyonu gerçekleştirdiler.
Dün bir haber sitesinden okuduğum habere göre de benzer bir teklif Arda Turan-Sinem Kobal çiftine yapılmış, reklam karşılığı düğünün masrafları karşılama. Habere göre çift bu teklifi kabul etmemiş.Yeni bir reklam kapısı oldu tabiki şirketler için aslında buna benzer reklamlar zaten daha önceden  de yapılıyordu bloggerlar tarafından. Aslında iyi bir uygulama olabilir, o ürünü kullanmak isteyen kullanmış birinin fikirlerine ulaşmış oluyor ancak bu fikir de biraz reklam kokan hareketler var tabiki, taraflı yorumlar olduğu için inanmakta güçlük çekilebilir bu şahsi görüşümdür tabiki. Bu işi tarafsız yapanlar da elbette var onlara saygım sonsuz. 
     Sonuç olarak yazımın başlığınnda da bahsettiğim listenin en başında 'ünlü' olmak gerekiyor. Aslında zaten liste sadece bundan ibaret. Ünlü olun, düğünü yapabilecek paranız bol olsun, ama sponsor olmak isteyenler yapsın düğününüzü sizde spor arabalarınıza bir tane daha ekleyin ya da muhteşem villanıza ek bir de muhteşem bir yazlık alın. Ama eğer düğün yapacak paranız yoksa ve hatta bu yüzden ayrılıklar yaşıyorsanız boşverin gitsin zaten dünya bu kadar dengesiz zenginler daha zengin fakirler daha fakir olmaya mahkum.
     Elbette sadece eleştiri yapmakla kalmıyorum bu sponsorlara bir önerim var bu kadar çok istiyorsanız reklam yapmayı gidin düğün yapamayacak insanların düğününe yardımcı olsun ama Buse Terim'den, Sinem Kobal'dan, Arda Turan'dan bu haberi dile getirmelerini isteyin ki gerçekten saygın ve vicdanı rahat bir şireket olabilin. Naçizane fikrim budur, tek isteğim yaşam standartlarındaki dengesizliğin biraz olsun giderilebilmesi.

    

22 Nisan 2013 Pazartesi

"DANS LA MAISON"


DANS LA MAISON
EVDE
                 Bir kez daha 'benim izlediğim kadar' bir şeyler paylaşmak istiyorum. Dans la mansion(evde) bu filmi bir haber sitesinde gördüm İstanbul film festivali kapsamında yayınlanmış ve bu filmleri not edin diyordu haber. Filmleri böyle tavsiyler sonucu izlemeyi çok severim ancak tabiki güvendiğim siteler, güvendiğim yorumlar olmalı. Neyse ki yine yanıltmadı beni güvendiğim öneri. 
              Fransız filmi pek de izlediğim söylenemez bilemiyorum belki popüler olarak hep Amerikan filmleri etrafımızda ondan bilmem Fransızcayla ilgili bir soğukluğum olmasından . Ancak bunun büyük bir hata olduğunu her Fransız filmi izleidiğimde tekrar tekrar fark ediyorum. 
            "Evde" filmini izlemek için vizelerimden kurtulmayı bekledim ve sonunda vakit bulup izleyebildim. Oyuncuları tanımamakla birlikte müthiş oyunculuklar sergilediklerini söylemek isterim. Filmi çok samimi bulmam da bazı sebepler var ki birincisi benimde küçüklüğümden beri düşündüğüm bir şeyi ele almasıydı; hep evleri merak etmişimdir derdim bir şey oolsada birer saatlik de olsa gösem insanları nasıl yaşamlar var evlerde diye filmdeki karakterde öyle yapıyor aile hissi eksiklğinden aile yaşamlarını merak edip onların evlerine dahil olmaya çalışmasını anlatıyor. İkincisi ise öğretmen olacak olmam dı sanırım. 
           Bu filmi tavsiye konusuna gelince tabiki izlemelisiniz. Bir hikaye yazmak için nelere ihtiyaç var buna da ayrı bir bakış açısı öneriyor film bence. Bazen farklı hayatlara dahil olmak için farklı seçenekler vardır.
          İzlemeli....

11 Nisan 2013 Perşembe

DEFINITELY, MAYBE

          Benim izlediğim kadar ve benim yazabildiğim kadar bir şeyler paylaşmak istiyorum dün gece izlemiş olduğum 'Definitely Maybe' filmi hakkında uzun zamandır kendime vakit ayıramamaktan şikayetçi olan ben güzel geçen bir sunumun ardından kendime bir film molası hediye ettim.

          18 Nisan 2008 de Türkiye'de vizyona girmiş bu filmi izlemekte geç kalmış olsam da zararın neresinden dönersen kardır mantığyla bu üzüntümü göz ardı ediyorum. Genelde romantik komedi filmleri izlemeyi seven ben hummalı bir arayış içindeyken bu filmle karşılaştım. ismini görünce eğlenceli bir film olduğunu düşünerek izlemeye karar verdim. Ancak karar vermeden önce bir kaç yorum okudum film hakkında ve iki farklı kişinin yorumu diyordu ki 'How I Met Your Mother' a benziyor. Ben ki 'How I Met Your Mother' klasiğine sevdalı biri olarak hemen izlemeye koyuldum filmi. 
Girizgah biraz uzun oldu farkındayım ancak bence bu filmi izlemelisiniz hele ki eğlence, aşk, ikilim, üçlem belki  bunların eğlenceli birlikteliği çok hoşunuza gidecek. Özellikle bahar akşamları arkadaşlarınızla ya sevgilinizle ya da hiç olmadı tek başınıza izleyebileceğiniz süper bir romantik komedi eh arada dramlar da var ama ağlamalık değiller biline. Aşka farklı bir bakış açısı da edinmenize yol açabilir dikkat.
Şimdiden iyi seyirler diler sizinde yorumlarınızı okumak isterim.

30 Mart 2013 Cumartesi

GÖLYAZI GEZİSİ

            Bugün " Benim Gezdiğim Kadar " bir yazı paylaşacağım.  Harika güneşli bir sabaha günaydın demenin ardından bu kadar güneşli huzurlu havada evde oturmak olmaz dedik ve Bursa'nın  Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı kasabasına doğru yola çıktık. Tabi öncede bir araştırma yapmıştık burayla ilgili ama çok da net bilgiler yoktu özellikle kahvaltı hakkında, çünkü aklımızda bir Cumartesi brunch'ı yapmak vardı. 11.00 de yola çıktık ve yaklaşık 40 dk'lık bir yolculuktan sonra Gölyazı'ya ulaştık. Kocaman Ulubat Gölü mazarası eşliğinde otobüsten indik ve nereye gideceğimizi bilmeden etrafta dolaşmaya başladık. önce hoş gelen manzara karnımızın iyice acıkmasıyla kahvaltı arayışına girmemize neden oldu. Tek bir kahvaltı yapılabilecek çay bahçesi vardı ama oraya da güvenemedik, gözleme yapan teyzelerden birer gözleme yemek zorunda kaldık. Teyzenin eline sağlık ancak pek de lezzetli olduğu söylenemezdi. sonra kasabanın ara sokaklarında dolaştık. en fazla bir saat dolaşılabilirliğe sahip kasabanın her yerini dolaştık.
        Ancak kıymet bilemeyen bir toplum oluşumuzdan mıdır bilinmez gölün etrafı pislik içinde etrafta sinekler...  Belki birkaç temizlik işçisi bir kaç günde temizleyebilir ama nedense yapılmamış tabi sadece temizlik de yeterli değildi bence Gölyazı'ya acil bir çevre düzenlemesi yapılmalı. Çünkü manzara olarak çok güzel bir yer havası da öyle temiz sakin bir bölge ancak bakımsızlık oraya verilecek değerin düşmesine neden oluyor. 
        Keşke anlatmaya çalıştığım düzenlemeler yapılmış olsa da size de" mutlaka Bursa-İzmir yolu üzerinden geçerken uğrayın" diyebilsem. Umarım gerekli düzenlemeler yapılır da gereken değer verilir.....



Sazlık ve Kayık














7 Mart 2013 Perşembe

8 MART DÜNYA 'KADINLAR' GÜNÜ

       8 mart dünya kadınlar gününe 1 kala ünlü kadınların yüzleri gözleri morarmış fotoğrafları dolaşıyor internette. Anlamaya çalışıyorum bu işin amacını ama anlayamadım;  şimdi eşini döven adam bu fotoğrafları görünce "aa hanım sen bu hale mi geliyordun ben seni dövünce o zaman dövemeyeyim dur" mu diyecek ya da nedir amaç ben çözemedim.
      Bunun yerine benim başka bir önerim var; kadınlarımızı ERKEK çocuk yetiştirme konusunda eğitsek nasıl olur acaba? Malum bizim ülkemizde aslında bir tek bizim ülkemizde değil ama birçok millette görüldüğü gibi ERKEK çocuklar herzaman çok kıymetli olmuştur, her dedikleri hemen yapılır. Eee böyle büyütülen bir çocuk ilerde eşinden bir şey isteyip yapmadığında, hemen şiddete yönelebiliyor. Bunun önüne geçmeye çalışşsak bence çok daha faydalı oluruz hep şimdiyi düşünmek ya da şuan olan bi şeye eleştiri yapmayı hepimiz çok güzel yapıyoruz ama geleceğimizi değiştirmek için hiçbirşey yapmıyoruz.
       Belki burdan sesimi duyurabilir sadece bugünlük değil geleceğimiz için de bir şeyler yapmaya çabalarız ve bunun için birileri harekete geçer.

NAÇİZANE BİR TAVSİYE

       Bazen bir şarkı duyguları coşturuyor, bazen bir cümle, bazen  de bir deniz  dalgası... aklımız kalbimizin sözünü  dinlemeye pek meraklı, hemen terk ediyor mantık ortamı işte böyle duygu çoşkunlarında. bir şelale misali çağlıyor sanki, halbuki bütün o kar ve yağmur suları suları bittiğinde şelale sadece sakin sakin akacak.... aynı yolundan devam edecek. İşte bunu uygulamak biraz zor biz insanlar için öyle fevri tavırlarımız oluyor ki karşımızdakinin bizim kalbimizin en keyifli noktasında bulunduklarını unutup onları hemen kapı dışarı ediyoruz. Bu da kabul edilebilir de o kapıyı kapattık mı işte bir kapı kolunu indirmek deveyi hendekten atlatmaya benziyor. küçücük bir hareketle açabileceğimiz kapıyı inatla açmıyoruz nedense.
       küçük dersler çıkarmalı naçizane benim fikrim budur; biraz sakin biraz merhametli biraz da umutlu olmalıyız keyifli bir yaşam için sanırım....
     

10 Şubat 2013 Pazar

DÜNYA HENÜZ MASUM DEĞİL!

   

                                             DÜNYA HENÜZ MASUM DEĞİL!

       Bir dünya düşünün mesela herkes ortalama aynı şeylerden nasibini almış. Çok mu zor , çok mu kolay cevabı bizde. bir garip yolcuyuz ya hayat yolunda savrulup durduk sudan sebeplerin peşinde. Kimse kimsenin derdine ortak olmuyor halbuki çok da fazla sosyalleşmedik mi hiç tanımadığımız insanlarla paylaştık fikriyatımızı ya da biz onlarınkine ortak olduk ama yine de sorunlarımız sadece kendimize kaldı.
       Bugün hangi kanaldı hatırlamıyorum ama çocuklarla röportaj yapılmış bir belgesel çocuklar "yetim"di. anlatıyorardı hikayelerini normalmişcesine halbuki ne büyük acıydı yaşadıkları biri diyordu ki "annem çok hastaydı hastaneye yattı bende evde kalıp kardeşlerime baktım ıslaktı evimiz çok acı çektik" diyor da daha 9-10 yaşlarında nasıl sıkıştırdı ki bunları kalbine, nasıl nefes alabildi bu acılarla o kadar küçük yaşta bir kalp!
belki bu minik değildi konuşan ama aynı veya benzeri acılardan muzdarip çok da çocuk yok mu ? Ancak diğer tarafta renkli de bir dünya var tabi gözardı edemediğimiz. Gözardı etmeye çalıştığımız hangisi olamlıydı bilinmez ama bu kadar tezatlıklar olmamalı sanki.
elbette bunlarda hayatımızda olmalı ama o çocukların tek bir istekleri vardı "bana yetim olduğumu unuttursunlar" diyordu bir güçlü kalp artık acılardan yorgun halde. unutturamazmıyız peki onların acılarını elbette unutturuz. bir elbiseye binlerce lira verene dek bir elbiseye sadece 'yüz' lira verip geri kalanıyla da onlara unutturma yardımı yapabilirdik. Ama nedense Dünya henüz bu kadar masum değil sanırım. o günleri de görebilmek dileğiyle bütün çocukların sadece oyunlarda yenildikleri için üzülecekleri bir Dünya da yaşamayı dileyerek.....